İlgilendiiğiniz kategoriyi seçerek o kategorideki içerikleri listeleyebilrsiniz...

Önemli Ufo Ve Uso Olayları - Uzay & UFO'lar - Dogaustu.net

Önemli Ufo Ve Uso Olayları

onemli-ufo-ve-uso-olaylari

Hazar Gölü Uso Olayı

1999 yilinin temmuz ayinin son haftasinda, azerbaycan’da, son derece ilginç bir olayin meydana geldigi, kimligi belirsiz bir objenin hazar gölü’ne düstügü öne sürüldü. hatta, ingiliz bbc kurulusu ve bazi rus televizyonlari haber bültenlerinde olaya genis yer ayirdilar. ülkemizde ise, hem sabah gazetesi (makale sonuna bakiniz, ek-a) ve hem de hürriyet gazetesi (makale sonuna bakiniz, ek-b) bu garip uso olayini haber konusu yaparken, kanal 6 tv’de ayni içerikli bazi bilgileri izleyicilere sundu. tabii, her zaman ki gibi, medyamiz olaya herhangi bir ön hazirlik yapmadan yakalandigi için, bu ilginç vakayi, öncelikle ufo kazasi olarak gösterdi. fakat, daha sonra, bazi rus gazetelerinde çikan açiklamalara dayanarak, hazar gölü’ne düsen cismin bir ufo degil, aksine ruslarin gizli deniz yüzeyi uçagi ekranoplan oldugunu iddia ettiler. halbuki, gözden kaçirdiklari bazi önemli noktalar vardi. bunlardan birincisi, bu olayda açiklama yapan azeri bilimadami fuad kasimov’un açiklamalariydi. her ne kadar spekülatif olarak degerlendirilebilirse de, kasimov, öteden beri hazar gölü civarindaki önemli bir ufolojik etkinlikten bahsediyor ve hazar’in derin sularindaki olasi bir sualti ufo üssünden bahsediyordu. eger, olayi bu açidan ele alirsak, eldeki gözlemi hazar gölü’ne düsen ufo diye adlandirmak yerine, aslinda göl sularina bilinçli olarak dalis yapan bir ufodan, diger bir deyisle, bir usodan (tanimlanamayan denizalti cisimleri) bahsetmek daha dogru olacaktir.

ikinci bir önemli nokta da, bu tuhaf olayin, salt ruslarin gizli ekranoplan uçagi açiklamasiyla geçistirilemeyecegidir. çünkü, her seyden önce, bu uçak artik gizli falan degildir. internette verimli (efektif) bir sekilde gezinti (sörf) yapmasini bilen her insan, bu uçak ile diger benzeri prototip uçaklar hakkinda her türlü bilgiye ve teknik detaya ulasabilir. yani, olayi abartmaya hiç gerek yoktur. kaldi ki, bu uso olayini, ekranoplan uçagi ile açiklamaya çalismak, bir tür cahillik olur. çünkü, eldeki gözlem raporlarina göre bilinmeyen bir gök cismi, hazar’in sularina dalis yapmistir, ya da, hadi, düsmüstür diyelim. oysa ki, bu rus uçaginin çogunlukla deniz seviyesinin ancak birkaç metre üzerinde gidebilecegini ve bu açidan bakildiginda teknik kapasitesinin pek yüksek olmadigini biliyoruz. ayrica, hantal rus teknolojisinin su anda ne kadar acinacak bir durumda oldugunu hemen herkes kabul etmektedir. hatta, ruslarin kendileri bile bu gerçegi itiraf etmektedirler. olayin özüne bakarsak, aslinda yüzeyde giden bir nesneden degil, tam aksine gökyüzünden hazar gölü sularina dalarak, gözden kaybolan bir cisimden bahsedilmektedir. kisacasi, bu gözlemi gizli uçaklarla falan açiklamak pek mümkün görünmemektedir. üstelik, su anda dünyanin hiçbir ülkesinin elinde uso benzeri araçlarin olmadigi iyi bilinmektedir. çünkü, insanoglu, günümüzdeki kisitli bilgisiyle, hem denizaltinda hem de deniz üstünde rahatlikla hareket edebilecek bir teknolojiye sahip olan herhangi bir araç gelistirememistir ne yazik ki.

ayrica, önümüzde asilmasi güç görünen o kadar teknik zorluk vardir ki, bunlarin birer birer çözülebilmesi için, belki de yüzyillarin geçmesini beklemek gerekecektir. elbette, uso türü araçlar yapabilmek tamamen imkansiz degildir ama su anda ki kapasitemiz ve bilgi seviyemiz henüz yeterli degildir. kaldi ki, ruslar, gerçekten de gizli bir uçagin denemesini yapacak olsalardi, herhalde bakü’nün burnunun dibinde kendilerini riske atmak, akillarina gelebilecek en son olasilik olurdu hiç süphesiz. ayrica, elimizde göle dalan ufonun dis görünüsüne dair ayrintili bilgiler de yoktur ne yazik ki. eger bunun tam tersi olsaydi, kisisel tahminime göre, bu ufonun dis görünümünün, rus ekranoplan uçagindan çok daha farkli oldugu ortaya çikabilecekti.

hazar gölü’ndeki ufo olaylari sorunuyla ilgili olarak ünlü türk ufo arastirmacisi haluk egemen sarikaya (1979) ve arkadaslarinin çalismalarina da deginmemiz gerekir. sarikaya’ya göre, hazar gölü ve civarinda, hemen hemen hiçbir ufolojik aktiviteye rastlanmaz. çünkü, ona göre, hazar gölü çok kirlidir ve bu yüzden temiz sulari seven ufolar, yani usolar özellikle kirli sularda görülmezler hiç. halbuki, dünya üzerindeki bazi bölgelerden (özellikle belirli denizlerden, göllerden ya da nehirlerden) uso haberleri gelmemesi, buralardaki sularinin kirliligine bagli olarak açiklanilmamalidir. çünkü, belki de, bu kirli sularda usolojik etkinlik tüm hiziyla devam ediyordur ama insanlarin bundan haberi yoktur; yani varolan usolari hiç kimse gözlemleyememistir. ya da, bazi insanlar buralarda usolari görüyorlardir ama alay edileceklerini düsünerek anlatamiyorlardir. veya oralarda gerekli ufo organizasyonlari olmadigi için hiç kimseye haber verme sansina sahip olamiyorlardir belki. yine, haluk egemen sarikaya’nin (1979) dedigine göre, dünyanin diger kirli denizlerinden olan akdeniz ve karadeniz’de de, tipki hazar’da oldugu gibi, ya hiç uso çikmamakta ya da tek tük gözlemlere rastlanilmaktadir. şunu açiklikla söylemeliyiz ki, sarikaya bu çikarsamasinda, yani kirli denizlerde, dikkati çeken uso olaylari olmadigini iddia etmekle büyük bir yanilgiya düsmektedir. çünkü, eldeki bilgilere göre, hem hazar’da, hem karadeniz’de, hem de akdeniz’de yogun olarak uso olaylari gözlenmektedir. hatta, usolar yönünden en aktif denizlerden biri akdeniz’dir denilebilir. çünkü, ispanya’nin güney kiyilari, fransa’nin marsilya kiyilari, italya’nin adriyatik kiyilari, ve malta adasi civarinda çok sayida uso olayi rapor edilmistir. yani, açikçasi usolar kirli denizlerde de görülebilmektedir. büyük bir ihtimalle, sarikaya (1979) ve arkadaslari, kitaplarini yazarken azerbaycan’daki uso gözlemlerinin farkinda degillerdi. aslinda, onlari acimasizca elestirmemek gerekir. çünkü, bugün bile, azerbaycan’da yetkin bir ufo arastirmacisina ulasmak neredeyse olanaksiz gibidir. dolayisiyla, varolan bilgiler ya amacina ulasamadan heba olup gitmektedir ya da tümüyle yanlis olarak yorumlanmaktadir. ek-a:

azerbaycan uzay dairesi dogruluyor: hazar’a ufo düstü!

bbc bültenlerine bile giren bir iddiaya göre, hafta basinda bir ufo, bakü açiklarinda hazar denizi’ne düstü. olayi, dogrulayan azeri makamlari, birbirinden ilginç iddialar ortaya attilar. azeri gazetelerinden sonra rus medyasina ve hatta bbc bültenlerine bile yansiyan iddialari, azeri makamlarinin istemeyerek dogruladiklari, ancak sir vermemek için olayin ayrintilarini gizledikleri öne sürülüyor.

rusya’da yayinlanan vremya gazetesi, birkaç gün önce bakü açiklarinda hazar denizi’ne düsen ve ufo oldugu savunulan cismin, denizin 80 metre dibinde oldugunu kaydetti. her gün dünyanin birçok bölgesinden gelen ufo ihbarlari ciddiye alinmazken, bu iddianin gündemde kalmasinin nedeni, azerbaycan ulusal uzay ajansi tarafindan dogrulanmasi. uzay ajansinin sismoloji bölümü baskani fuad kasimov, denize böyle bir cismin düstügünü dogruladi ve sovyetler birligi döneminden kalan, hazar denizi’nin baska gezegenlerle baglantili ufolarin üssü durumunda oldugu savlarini hatirlatti. hazar denizi üzerinde ve çevresinde daha önce de birçok ufo vakasi iddialari ortaya atilmisti. şimdi azerilerin ufo iddiasinin altindan ne çikacagi merakla bekleniyor. rus gazeteleri, ermenilerin birkaç ay önce aıds’e karsi yüzde yüz etkili bir tedavi yöntemi gelistirdiklerini açiklamasiyla sansasyon yarattiklarini, azerilerin de altta kalmamak için ufo iddiasiyla dikkat çekmek istediklerini ileri sürüyor.

kaynak: sabah gazetesi, 30 temmuz 1999, azerbaycan uzay dairesi dogruluyor: hazar’a ufo düstü. ek-b:

azeriler ufo zannetti

azerbeycan’in baskenti bakü yakinlarinda hazar denizi’ne düsen cismin ufo degil, ruslarin gizlice gelistirdigi ekranoplan adli uçak-gemi karisimi bir kesif araci oldugu iddia ediliyor.

azerbaycan ulusal uzay ve havacilik ajansi’nin, düsen cismin bir ufo oldugunu dogrulamasina karsin, rusya’da yayinlanan vremya gazetesi, ”esrarengiz uzaylilar çok uzaklardan degil, rusya’dan gelmis olabilir” diye yazdi. bakü limani açiklarinda 80 metre derinlikte yatan cismin, sovyetler birligi döneminde kizil ordu tarafindan gelistirilmis ekranoplan adli kesif araci olabilecegini iddia eden gazete, ”nato’nun yugoslavya operasyonu sonrasinda moskova askeri teknolojilere tekrar önem vermeye basladi. bu nedenle hazar’da kesif ve istihbarat turlarina baslanmis olabilir” dedi.

540 ton agirlikta ve 92 metre boyundaki araç su yüzeyinden birkaç metre yüksekte havayla su arasinda bulunan bölgede hareket ediyor. hizi saatte 500 km’ye çikabiliyor. bu araç aslinda 1990 yilinda sir olmaktan çikmisti, ancak fotograflari pek yayinlanmadigi için tuhaf uçan cisim bakü tarafindan rahatlikla ufo olarak algilanmis olabilir.

kaynak: hürriyet gazetesi, 31 temmuz 1999, azeriler ufo zannetti. herkes hayatı anlayabildiği kadarı ile yaşar

GOBİ ÇÖLÜ UFO LAR

GOBİ ÇÖLÜ SIRRINI KORUYOR…

Dünya’nın en esrarengiz ve gizemli yörelerinin başında kuşkusuz ki Gobi Çölü gelmektedir. Ve bu gizem günümüzde hala tartışma konusudur…

Gobi’nin batısında yer alan Kramahyi kenti, çevresinde ve çölün altında kilometrelerce uzanan zengin petrol yatakları ile tanınıyor. 3 Temmuz 1985 sabaha karşı, Wang Ling-Tong ve Shi Jian-Kuo gece nöbetlerini bitirmiş ve çalıştıkları hangardan ayrılmak üzereydiler. Wang ve Shi dışarı çıktıklarında olağan üstü bir görüntü ile karşılaştılar. Hangara yakın bîr noktada, kırmızı renkli ve disk şeklinde bir cisim yere doğdu hafifçe eğilmişti. Cisim nabız gibi atıyor ve belirli aralıklarla, düzenli olarak yeşil ışık yayıyordu.

İki adam olayı bildirmek için petrol istasyonları genel merkezine telefon ettiler. Merkez yardım istemek amacıyla alarm verdi. Çok geçmeden bir tank ve silahlanmış askerlerle dolu bir kamyon olay yerine geldi Cisim hala olduğu yerde hareketsiz duruyordu. Askerler nesnenin çevresinde bir daire olacak şekilde sıralandıklarında, cisim dikey şekilde havalandı. Çapı iki metreden fazla görünüyordu. Üzerinde pervane ya da iniş takımı benzeri bölümleri yoktu. Nesnenin kökeni asla açığa çıkmadı.

14 Temmuz 1987 gecesi Gobi çölünde yer alan askeri birlik bölük komutanı Ren Mangen her zaman olduğu gibi telefon hatlarının iyi çalışıp çalışmadığını kontrol ediyordu. Ancak alıcısından beklenmedik şekilde gelen ıslık sesleriyle birlikte, kışlada yapılmakta olan bütün telefon konuşmaları kesintiye uğradı. Aynı anda karanlık gökyüzü birden beyaza döndü ve birlik komutanı havada uçmakta olan parlak bir cisim gördü.

Ne yapacağını bilemez, şaşkın bir halde cisme bakıyordu. Yabancı nesne her on saniyede bir kendi etrafında dönüş hareketleri yapmaktaydı. Bu sırada yakın bir köyün halkı da aynı cismi uzaktan izliyorlardı. Çevresine ışıklar saçan cisim iri bir Örümceği andırıyordu. Sessizce yoluna devam edip çölün öte tarafına doğru uçarak gözden kayboldu.

Gobi Çölü üzerinde görülen UFOlar hakkında sayısız tanıklık var. Araştırmacılar bu bölgede bir UFO üssü bulunduğuna İnanıyorlar. Bu bölgede meydana gelen garip olaylarla ilgili ise, Çin ve Rus yetkilileri ise suskun kalmayı tercih ediyorlar.

Bölgeye seyahat yapan bir Alman öğrenci grubunun şefi ise şu bilgileri veriyordu:

“Ruslar, Moğolistan’ın kuzeyinde yer alan gizli bir UFO üssünü yok ettiler. Üstte çok sayıda tünel kazılmıştı ve piramit biçimli binalar vardı!…”

PİLOTLAR KONUŞUYOR…

4 Ağustos 1979 günü deneyimli bir pilot ve “Gobi Havacılık Üssü” şefi olan Shi Ying, saat 02..55’de deneme uçuşunu bitirerek rotasını üsse doğru çevirdi.

Geri dönüş sırasında pilot kabininin güçsüz bir ışıkla aydınlandığını fark etti. Cihazlarını kontrol ettiğinde normalin dışında bir şey bulamadı. Pencereden dışarı baktığında uçağın sol kanadına çok yakında uçan yabancı bir cisim gördü. Bir değirmen taşı büyüklüğündeki dairesel cisim beyaz bir ışıkla parlıyordu.

Cisim belirli aralıklarla ileri geçiyor ve sonra yeniden geri dönüyordu. Uçandairenin tam ortasında bir boşluk vardı. Boşluktan gökyüzünü ve yıldızları görmek bile mümkündü.

Cisimden yayılan ışık gözleri kör edecek kadar parlak değildi, ancak doğmakta olan ayınkine eş değerde bir parlaklığa sahipti. Pilot hemen kule ile irtibat kurdu ve tanımlayamadığı parlak bir cisim gördüğünü belirtti. Kontrol kulesi ise, Shi Ying’e hemen geri dönmesi emrini verdi.

Üsse geri dönüp alana indiğinde, kuleden yabancı cismin Gobi Çölü yönünde gözden kaybolduğu söylendi

ÇÖLE İNEN UÇAN DAİRELER

Zhao Zi-yong otuz yıldan fazla süre Gobi Çölü’ndeki arkeolojik kazılarda görev aldı. 1983 yılının Ağustos ayında bir gün ekibiyle birlikte çölün batısında yer alan Kalameili Dağının eteklerinde kamp kurdular. Gece olduğunda ekip yorgundu ve kendi aralarında sohbet ediyorlardı. Tam bu sırada Zhenger Vadisi’nin tam ortasından devasa bir küre fırladı. Kürenin ardında ışıklı ve parmak mavi renkte bir de kuyruğu vardı. Yatay biçimde ve yavaşça uçuyordu. Kalameili Dağı’na yaklaştığında alçalmaya başladı ve sonunda çöle indi.

İşte o anda herkesi şaşırtan bir fenomen yaşandı. Cisim gökyüzünün yarısını aydınlatana kadar bir kaç kez arka arkaya patladı. Kısa süre sonra ateş söndü ve her şey yeniden karanlığa büründü. Zhao Zi-yong bir kaç jeolog arkadaşıyla birlikte neler olduğuna bakmak için koşmaya başladılar. Üç kilometre koştuktan sonra bir uydu ya da ne olduğu anlaşılamayan nesnenin parçalarım buldular. Ancak hava karanlıktı ve kampa geri dönmekten başka çareleri yoktu.

Ertesi gün Zhao Zi-yong ve telgrafçı Zhu Xiao-mei kalan parçalara bakmak için olay yerine döndüler. Yarım saatlik aramadan sonra kum üzerinde çapı beş metre kadar olan dairesel bir ize rastladılar. Dairenin içinde kalan kısımda yüzey tamamiyle yanmıştı. Tam merkezde derinliği 15 cm. kadar olan bir kaç da çukur vardı. Bu önceki gece yere inen cismin bir hayli ağır olduğunu gösteriyordu…

Zhao Zi-yong yerden bir miktar yanmış kum aldı ve bir kibrit kutusunda sakladı. Jeoloji Enistitüsü’nde yapılan analizlerde, kumda Dünya’da tanınmayan metalik bir alaşımın izleri bulundu. Zhao Zi-yong bu alaşıma “kozmik toz” adını verdi. Ona göre bir uçandaire yere çarparak kaza yapmış, patlamayla küçük bir yangına yol açmıştı. Sonra da hasarın giderilmesi için Gobi Çölü’ndeki üsse geri dönmüştü…

Benzer bir olay yine 1983 yılının Ağustos ayında yaşandı. Profesör Dr. Guo Chang-fu tatilini Gobi yakınlarında küçük bir köyde geçiliyor ve aynı zamanda köylülere sağlık açısından yardımcı oluyordu. 6 Ağustos gecesi babası rahatsızlanan genç bir çiftçi ile birlikte üç kilometre kadar uzakta olan Dong-shu köyüne gitmişti. Muayeneden sonra geri dönüş yolunda genç adam doktora eşlik etti… Saat gece yarısını geçmişti… Küçük bir ırmağı geride bırakıp kamışlarla dolu bir bölgeye geldiler. Tam o sırada gökyüzünde 2 m çapında kırmızı, dairesel bir cisim gördüler. Cisimden yayılan kırmızı ışık kamışları aydınlatıyordu. Hem doktor, hem de genç adam bu garip nesne karşısında bir hayli şaşırmışlardı. önce bunun bir şimşek olduğunu sandılar ama hiç bir ses yoktu. Aynı anda dairesel cisim büyük bir hızla kendi etrafında dönmeye başladı. Otuz saniye sonra da yere düştü, bir kaç kez patladı ve kamışlarda yangın çıkarttı. Doktor ve genç adam korku içinde kendilerini yere atıp korunmaya çalıştılar. Cisim yeniden yükseldi, bir an için hareketsiz kaldı, ardından gökyüzünde tamamiyle kayboluncaya kadar yükselmesini sürdürdü.

Çöl yakınlarında yaşayan köylüler “şeytanın ateşi” adını verdikleri bu topları daha önce de görmüşlerdi. Ancak bu denli geniş çaplı bir yangına hiç rastlanmamıştı Yapılan araştırmalara rağmen bu olayın sırrı da çözülemedi.

Görüldüğü gibi yaşadığımız gezegenin pek çok yerinde UFO’lar ve “Dünya Dışı Ziyarctçiler”le ilgili çok sayıda ip uçları, hatta kesin kanıtlar bile bulunmaktadır. Bize düşen geçici bir süre için konakladığımız Dünya gezegenini sahiplenmeden önce, evrenin çok değişik türden canlıya yaşam, gelişim ve uzaysal yolculuk imkanları verdiği gerçeğini farkedebilmektir.. Tabii bu gerçeği farkedebilmek için gerçeklere sırt dönmemeyi başarmamız gerekecektir…

MEKSİKA UFO DALGASI

Ufoloji tarihi açısından 20. yüzyılın en iyi şekilde izlenip kayda alınmış ufo gözlemleri hiç kuşkusuz “Meksika ufo akınları” dır.

Milyonlarca insanın yaşadığı, dünyanın en büyük metropolü Meksika’nın başkenti Mexico City, ayın güneşi örtüp, gündüzü geceye çevirdiği 11 temmuz 1991 tarihinde, nefesini tutmuş, 6 dakika sürecek bu ilginç doğa olayını yaşıyordu.

Güneş tutulması göz alıcı bir olay olsada, gökyüzündeki ilginç başka bir şey, ağırlığını ortaya öyle bir koyduki, binlerce seyircinin ilgisini güneşten kendisine çekmesi hiçte zor olmadı.

Tam olarak saat 13:22’de parlayan, metalik bir cisim bulutların arasından belirdi ve tutulmakta olan güneşin sol tarafında asılı durdu.Esrarengiz cisim tam yarım saat boyunca gökyüzünde kendisini gösterdi.Bu da şehrin değişik noktalarından 17 farklı insanın bu cismi kameralarına kaydetmeleri için yeterli bir zamandı.Daha sonra videolar üzerinde yapılan analizler sonucunda cismin bir topaç gibi kendi merkezinin etrafında döndüğü ortaya çıktı.

Bu olayı takip eden bir kaç ay, insanlar adeta Jaime Maussan’ın benzetmesiyle “ufo delisi” olmuşlardı. ( Jaime Maussan, Meksika’nın en saygın tv habercilerinden biri ve Meksika’da tanınmış tv programı “60 dakika” nında sunucusudur.) Maussan, bu konu hakkında bir program yapmaya karar verdi. Bunun için seyircilerden ellerinde kaydetmiş oldukları videoları kendisine göndermelerini istedi.Seyircilerden gelen cevaplar o kadar çoktuk, kısa bir sürede ofisi çekilen, gecesiyle gündüzüyle göz alıcı ufo videolarıyla dolmuştu.

Maussan’ın bu olaydan önce ufolara ilgisi yoktu.Kendisi şöyle diyor ;

“Ben bir gazeteciyim ve sadece gerçeklerle meşgul olmak zorundayım. Fakat bu işin içine çekildikten sonra, bütün Meksika halkı ile birlikte öyle kanıtlar gördükki, ülkemin sıklıkla, sayısı oldukça fazla olan dünyadışı uçan araçlar tarafından ziyaret edildiği hakkında hiç bir şüphe kalmadı. Bütün bu olanları başka bir şekilde açıklayabilmem mümkün değil.”

1990’lı yıllarda neredeyse Meksikalıların her bağımsızlık gününde ilginç ufo olayları rapor edildi. Kutlamaların temel malzemesini silahlar ve askeri araçlar oluştururken birde buna ufolar eklendi. Bu olaylar, bağımsızlık günü ve ufolar hakkında bağ kurulmasına bile yol açtı. Güneş tutulmasından sonraki dönemlerde güçlü teleskoplarla gökyüzüne bakanlarla birlikte yıllık ufo gözlemleri bayağı arttı. Hatta ayda 100 ufo olayı rapor edilmektedir.

KAMERAYA YAKALANDI

Jaime Maussen, Amerikalı dedektif çift Lee ve Brit Elders ile birlikte ortak çalışarak 3 etkileyici belgesel ortaya çıkardı. Bu belgesellerden biri olan “Kaderin Habercileri” programı, büyük halk kitleleri ve bilim adamları tarafından gözlemlenen en iyi ufo kayıtlarına yer verdi.

Bir çok ufolog, bu programda yayınlanan göz alıcı ve adeta insanın ağzını açık bırakan bu esrarengiz cisimlerin, ufo olgusunda gerçeği haykırdıkları ve kesinlikle bilinen dünya teknolojisi ile yapılmadıkları sonucuna vardılar.

Videoların birinde insan ufoyu bulutların içinden çıkarken görüyor. Şüpheciler hemen atağa geçip bunun bir kuş, bir uçak ve hatta bir meteor olabileceğini belirttiler. Ancak bilgisayar analizleri çok net bir şekilde, bu cismin metalik bir yapısının olduğunu ve buz hokeyi sopası şeklinde bir cisim olduğunu teyit etti. Bilgisayar analizleri dahada detaylı yapılıp pixel büyültme işleminden geçirildikten sonra, çıplak gözle görülemeyen detaylarda ortaya çıktı. İlerleyen analizler sonucunda metalik ana cismin altında, çıplak göze görülemeyen 2 daha küçük araç tespit edildi.

İMKANSIZ MANEVRALAR

Bilgisayar analizlerinden sonra araştırmacılar ayrıca, cismin inanılmaz manevra kabiliyetinide keşfettiler. Bu ayrıntı onlarca videoda görülüyor, bu oval cisimler tek bir parça iken 2 ayrı parçaya ayrılıyorlardı. Bu videolardan birinde cisim 5 ayrı parçaya ayrılıyordu. Diğer araçlar inanılmaz hızlar gösteriyor, imkansız denebilecek bir süratle gökyüzünde bir köşeden diğer bir köşeye haraket ediyorlardı. Videolardan birinin analizinde, ufolardan biri saniyenin 60’ta biri bir sürede gözden kayboluyordu.

Bütün bu etkileyici videolara rağmen Meksika hükümeti ufo konusunda sessiz kalıyordu. Araştırmacılar bu suskunluğun sebebini Meksika’ya gitmekte olan uçak yolcularının havada güvenlik kaygısı ve bu sebeple azalacak yolcu sayısı ve dolayısıyla para kaybı şeklinde yorumluyorlardı. Buna yol açabilecek bir olay 1994 yazında yaşandı. 28 temmuz 1994 akşamında 129 sefer sayılı uçak Mexico City havaalanına inişe geçti. DC9 tipi uçakta bulunan personel ve 109 yolcu her zamanki gibi bir iniş bekliyorlardı. Fakat birden havada bilinmeyen bir cisimle çarpışıp büyük bir korkuya kapıldılar. Pilot Raymond Cervantes Puana hemen acil iniş düzenine geçmek zorunda kaldı. Sonra şu cümleleri sarfediyordu “şu ana kadar böyle kuvvetli bir çarpma hissetmedim. Uçakta yaptığımız inceleme sonucunda amotisörlerden (şok emici) birinin yerinden kopmuş olduğunu gördük.”

Ruana uçağı güvenli bir şekilde alana indirmeyi başarmıştı.Daha sonra hemen kontrol kulesine koştu. “Bana, son manevramı yaparken radarlarda 2 ufo gördüklerini söylediler. Sanırım benim uçuş rotam onlarınkiyle kesişmişti. Zaten o an acil durum ilan etmiştim.” Uçuş kontrol, herhangi bir sivil yada askeri bir uçağın iniş esnasında o bölgede uçmadığını teyit etti.

Hemen hemen 1 ay sonra bu sefer Acapulco’dan gelmekte olan 309 sefer sayılı uçakta faciadan kıl payı kurtuldu. Sözcü daha sonra olayla ilgili şunları söyledi ; “Birden bulutların arasından büyük ve gümüş renkli bir cisim çıktı. Cisim metalik ve daire şeklindeydi. Bizler onu net bir şekilde gördük.Birden uçağın altına geldi ve çarpışmayı önlemek için çok zor bir manevra yapması gerekti.” İnişten sonra kızgın uçak personeli ve yolcular kontrol kulesinin neden bu konuda pilotu uyarmadığını soruyorlardı.

KIZGINLIK

Yolcu uçaklarıyla ilgili bu olaylar halkın kızgın bir şekilde tepkisine yol açmıştı.Jaime Maussan şöyle diyordu. “Bir yolcu uçağının Mexico City semalarında bir ufoyla çarpışmasını hayal edebiliyormusunuz? Yetkililer böyle bir kazayı halka nasıl anlatabilirlerdi.” Maussan Meksika uçuş personeli sendikası tarafından, personele konu hakkında bilgi vermesi için davet edildi. Buda onların bu konuda ne kadar kaygılı olduğunu gösteriyordu. “Onlar için ufo olmuş olmamış farketmiyor. Sadece kazaları önlemek istiyorlar” diyordu Maussan.

Bilinmeyen cisimlerin sivil uçakların rotalarında (dünyadışı olsun veya olmasın) uçmalarına rağmen, Meksika hava kuvvetleri çok seyrek olarak avcı uçaklarını bu tatsızlığı önlemek için görevlendirdi.Bir çok araştırmacıya göre hükümet ufoları bitr tehdit olarak görmüyor, aksine sanki onları davet ediyordu. Bir ihtimale göre hükümet bu cisimlerin ne olduğunu biliyor olabilirmi? Ancak onlar bu konuda konuşmak istemiyorlar.

EN İYİ KANIT

Meksika Ufo akını araştırmacılar için çok kuvvetli deliller sundu.Bu şekilde dünyadışı hipotezler desteklenebilir ve geliştirilebilir. Havada haraket eden şeyler öncekiler gibi sisli puslu bir şekilde değilde, açık bir şekilde biz buradayız diye haykırıyorlar. Ve bugüne kadarda dünyasal hiçbir açıklama getirilemedi. Ufoları Venüs gezegenine ve meteorlara benzetmeye çalışanlar için ortaya bütün materyaller konuldu. Ancak şüpheciler bu kanıtlar üzerinde araştırma yapmayı reddettiler.Hem inanmıyorum hemde inanmak istemiyorum gibi bir sonuç çıkıyor ortaya.

Bütün bu delillere rağmen havada asılı kalan bir soru var. Neden Meksika?

ROSWELL OLAYI

Roswell Olayı : Olay New Mexico’nun Roswell bölgesinde 1947 yılının 4 Temmuz saat 23:30 sıralarında cereyan eder. Bu tarihte William Mc. Brazel adlı bir çiftçinin arazisinde bir UFO yere çakılır. Brazel, UFO’dan etrafa dağılan parçaları görünce olayı yetkililer haber verme ihtiyacı hissediyor ve 5 Temmuz 1947 günü askeri yetkililer inceleme için bölgeye geliyorlar, bölgeyi de ziyaretçilere kapatarak uzay cismine ve içinde bulunduğu iddia edilen cesetlere el koyuyorlar.

Çiftçi Brazel, aynı gün arazisinde aynı cisme ait bir iki kalıntının daha olduğunu tespit eder. Brazel bulduğu o kalıntıları da alarak ertesi gün Roswell kentine gider ve yetkililer kendisinden o parçaları da teslim alırlar. Brazel’in bulduğu parçalarla ilgili yerel bir gazete de çıkan haber üzerine yetkililer olayı yalanlayarak, kalıntıların düşen bir meteoroloji balonuna ait olduğunu açıklarlar. Amerikan hükümeti olayı basından ve halktan gizlemeye kararlıydı. Ve cesetlerle birlikte UFO’dan geriye kalanları bir üsse taşıdılar. Yıllar sonra o zamanlar orduda görevli olan kameraman Jack Barnett, tüm çevreleri ayağa kaldıran açıklamasında, cesetlere otopsi yapıldığını ve kendisinin de bu olayı kare kare kamerayla tespit ettiğini açıkladı. Bu kayıt yaklaşık 90 dakikalık olup, belki de dünyanın en büyük sırlarını gizliyordu. Tabi ki bu film, hükümet politikası gereği yıllar boyu açığa çıkarılmadı, gizli tutuldu. Hatta bazı iddialara göre dönemin başkanı Truman da otopside hazır bulunmuştur.

Fakat kameraman Barnett o kadar da saf biri değildi ve filmin bir kopyasını da kendine çıkarmayı bilmişti. Daha sonra İngiliz gazeteci ve televizyon yapımcısı Ray Santilli yüklüce bir miktar karşılığında filmi satın aldı. Bundan sonra da dünya basınını ayağa kaldıran uzaylı varlık otopsisi yavaş yavaş dış dünyaya açılmaya başladı.


Açıklanamayan Doğaüstü Olaylar 8 Aralık 2018 8 Aralık 2018 — 18:00
Dikkat! Bu alanda göndermiş olduğunuz mesajlar tüm ziyaretçiler tarafından görüntülenebilir. Göndermiş olduğunuz mesajların toplum ve site kurallarına yakışır saygılı & seviyeli içerikler olmasına dikkat ediniz ...
Tüm mesaj içeriklerinin de ziyaretçiler tarafından görüntülenebileceği nedeni ile özel kimlik bilgisi ya da kötüye kullanımı mümkün olabilecek içeriklerinizi lütfen mesajlarınızda paylaşmayınız. Bu gibi içerikli mesajlar yapılan düzeli denetimler ve şikayetler yolu ile tespit edilerek yayından kaldırılmaktadır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Bu Olaya Benzer Olaylar